|
“KÜÇÜK HESAPLARIN PEŞİNDE KOŞULMASI BÜYÜK CAN KAYIPLARINI MEYDANA GETİRİYOR”
 
ASANSÖR SEKTÖRÜNE 11 SENEDİR HİZMET VEREN ENGİN MAKİNA’NIN SAHİBİ ENGİN ÇAK İLE SİZLER İÇİN KEYİFLİ BİR SÖYLEŞİ GERÇEKLEŞTİRDİK…
Öncelikle bize kendinizden bahsedebilir misiniz?
1965 Kırklareli doğumluyum. İlk olarak Yücel Makina’da tornacı olarak sektöre giriş yaptım. Çalışmaya başladığım ilk dönemlerde asansörü bilmiyordum ve işi burada öğrenme fırsatım oldu. Fakat ben oradayken kendi işim gibi çalışıyordum. Kime hangi makinenin gideceğinin organizesi akşam ya da sabah çalışacağı gibi birçok detayı belirlenmesini takip ediyordum. Bu şekilde işimin hakkını verdiğim için Allah yolumu açık etti. Şimdi burada bakıyorum da bir tane bile kendi işi gibi çalışan eleman yok. İşin yetişmesi gerekiyor elimden geleni yapıyım diye kimse düşünmüyor. 1997 yılında Yücel Makina’dan ayrıldıktan sonra tamir servisi olarak yoluma devam ettim. Tabii şartlar bizi makine yapmaya yönlendirince kademe kademe gelişerek ilk zamanlarda üniversal tezgâhlarla başlayıp ardından gelen taleplerle ve piyasada rekabet edebilmek için günümüz teknolojisindeki CNC tezgâhlarla üretime devam ettik. 11 yıl gibi bir süreyi iyi bir şekilde geride bıraktık.
 
Sektörde hangi alanda üretim yapıyorsunuz?
Üretim olarak asansör makina ve motorları bölümünde hizmet veriyoruz. Diğer şubemiz ise tamir bakım servisi olarak kullanılıyor.
 
Üretim kapasiteniz hakkında bilgi verebilir misiniz?
Bir ay içerisinde 150 adet makina üretiyoruz. Bu sayı zaman içerisinde ve gelişen teknolojiyle birlikte artmaya devam edecek. Şu an için 2010 senesine kadar hiçbir yatırım düşünmüyoruz.
 
Gelecekte ürünlerinizde yenilikler yapmayı düşünüyor musunuz?
Klasik modellerimizi tamamen yeniledik. Şu an bütün modellerimiz son tasarladığımız ürünlerle yenilenmiş durumda. Bu açıdan da teknolojiyi yakından takip ettiğimiz rahatlıkla söylenebilir. Sektörde öyle bir şey var ki herkes birbirinin yaptıklarını kopyalayarak bir yere kadar gelmiş. Dökümcüye gidiyorsun “Ben makine yapacağım modelin var mı?” diyorsun. Dökümcü bile iş yapabilmek için model yaptırmış. Orada sıradan biri kalıbı döktürüyor dışarıda işlettiriyor ve ortaya makina çıkıyor. Sonra da senin karşına makine yaptım diye rakip olarak gelebiliyor. Böyle olduğu için de herkes makine yapabilir durumda. Ama baştan başlayıp ben modellerimi komple kendim yaptırayım tüm ürünlerim benim olsun dediği zaman bir yerde tıkanıp kalıyor ve o zaman iş olmayacak pozisyona geliyor. Biz kendi modelimizi yaptırdık. Teknolojiyle birlikte işimizi kısa sürede daha iyi ve estetik nasıl yaparız düşüncesiyle hareket ederek yeni resimler çizip farklı modeller ortaya çıkardık. Modellerimizde tamamen değişiklik yoluna gittik şu anda tasarım yönünden bize benzeyen başka bir makine daha yok. Modellerimizi bir başkasının yapmaması için önümüzdeki günlerde patent alma çalışmalarına başlayacağız. Bunun yanında işlerimiz de oldukça yoğun. Son zamanlarda kime gitsek işler kötü diyor fakat sıkıntı üretimde değil yapılan işlerin ödemelerinin zamanında alınamamasında.
Yerli alıcılar hatalı bir ürünle karşılaştıklarında makineyi kullanmazken yurtdışındaki alıcılar ucuz olana yönelip ülkelerine bu tür malzemeleri götürdüklerinde istedikleri verimi alamayınca sorunlu Tük malı oluyor. Bu durumdan Türkiye büyük ölçüde zarar görüyor. Sen o malı bilerek alıyorsan değerlendirmeni kendin yap olumsuz bir durumla karşılaştığında kimseyi kötüleme. Alıcı aslında iyi mal satanı da kötü mal satanı da buluyor fakat genelde ucuz olan tercih ediliyor.
 
Yurtdışındaki hangi ülkelerle ihracat bağlantılarınız var?
Pakistan Mısır Lübnan ile bağlantılarımız var. Son olarak İspanya’ya da mal gönderdik. Bu ülkelerle bağlantılarımızı birebir gerçekleştiriyoruz dolaylı olarak ise Azerbaycan Arnavutluk gibi ülkeler ile iş ilişkilerimiz var.
 
Yurtdışından ülkemize olan talebi nasıl değerlendiriyorsunuz?
İhracat bağlantılarımızı genelde fuarlarda gerçekleştiriyoruz. Aldığımız talepler şu anda bizim kapasitemize göre iyi. Doğrusu iç piyasada ödeme sıkıntısı çekilen bu dönemde yurtdışına ağırlık verip daha fazla satış yapmak bizim için kârlı oluyor.
 
Asansör sektörünün genelini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Son dönemde piyasa ciddiyetini yitirdi diyebilirim. Asansör önemli bir araç çünkü can taşıyor. Fakat günümüzde bu durum göz ardı ediliyor diyebiliriz. Asansör sektöründe her şey bu kadar kolay değil. En küçük hatalar bile istenmeyen sonuçlar doğurabiliyor. Tüketicilerin de bilinçli olup yapılan yanlışlara göz yummaması gerekiyor. Görevini gerektiği gibi yerine getirmeyen kişi gösterilen tepkiler sonucunda ilk seferde hatalarını görmezden gelse dahi ikinci hatasında bir şeyleri düzeltme yoluna gidecektir. Maalesef hiç kimse bu özeni göstermiyor.
Tüketici aldığı teklife göre değerlendirme yapabiliyor. Birçok kişiden teklifi alıp en ucuz teklifi göstererek bizden de aynı fiyata yapmamızı istiyor. X firması malı 3 liraya Y firması 15 liraya imal ediyor. Arada yarı yarıya bir fiyat farkı var. Eğer bu fark ürünün kalitesinde olumlu etkiler yaratıyorsa tüketici bunun da bilincinde olabilmeli.
 
Denetlemelerle ilgili neler söylemek istersiniz?
Her şeyi kazalarla öğrenmemiz gerekiyor. Sonuçta asansör de bir makine. Bir makine ne kadar tehlike arz ediyorsa asansöre binenler ve inenler de o tehlikenin içerisinde bulunuyorlar.
Asansörlerde bulunması gereken kabin iç kapısı 2000 yılında mecburi hale geldi. Fakat günümüzde yüz binlerce kabin iç kapısı olmayan asansör çalışıyor. Son olarak öğrendiğim bir olaya göre Göztepe’de bir apartman görevlisi plastik çöp arabasıyla asansöre binip arabayı kendine çekince aşağıya inerken duvara kendini sürtüyor ve bidonun görevliyi sıkıştırması sonucu boğularak hayatını kaybediyor. Bu olayda asansörde kabin iç kapısı olsa böyle bir kaza meydana gelmeyecek. Bir insanın kaybına neden olan düzeneğin maliyeti 1000 YTL olsa daire başına sadece 100 YTL düşer. Sonuç olarak küçük hesapların sonucu büyük can kayıpları meydana geldiği acı bir şekilde görülüyor. Burada denetimler önceden yapılıp önlemleri alınsaydı can kaybı yaşanmayacaktı. Asansörlere kullanma izinlerini veren belediyeler eğer binada gerekenler yapılmıyorsa asansörleri kapatabilmeli. Nasıl elektrik ya da su parası ödenmediği zaman gelip kesiyorlarsa burada da aynı uygulamanın gerçekleştirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Asansörler kapatıldığı zaman en fazla beş gün merdivenler kullanır altıncı gün yasal gerekçeler yerine getirilerek her şey uygulanmaya başlar.
 
2008 yılı içindeki hedefleriniz neler?
2008 yılı ile ilgili henüz bir hedef belirlemedik. Siyasi olarak yaşanan en ufak bir hareketlilik hepimizi etkiliyor. Eskiden bir yazar kasa fırlatmakla tüm piyasa alt üst olabiliyordu. Şimdi ise davalar açılmasına rağmen dövizdeki dalgalanmalar anormal değil. Bu nedenle ben  hep döviz kurunu 1.350 hedef alarak hesaplıyorum. Dövizin çok fazla düşmesi veya yükselmesi iyi bir şey değil. %2 veya %3’lük gibi belli yıllık hedefin olması gerekiyor. Böyle bir düzen olsa herkes işini daha kolay yönlendirebilir. En azından yatırım yapacağın zaman maksimum bir yıl sonra ne olacağını bilirsin. Fakat bizde böyle bir durum söz konusu değil.
Gelecekteki hedeflerimiz arasında tam bir fabrika olabilmek yer alıyor. Şimdilik belli bir birikimimiz yok zaten bu düşüncemiz uzun vadede gerçekleştirmek istediğimiz bir şey. Şu anda kazandığımızı içeriye yatırıyoruz yavaş yavaş alt yapımızı tamamladıktan sonra bu hedefimiz doğrultusunda ilerlemeyi düşünüyoruz.
Kaynak : Asansör Haber |