|
|
Türkiye’de asansör ve yürüyen merdiven sanayi olarak 2007 ve 2008 yılında inşaat sektöründeki gelişmelere paralel olarak ve toplu konut idaresi TOKİ’nin 2007 yılında planlamış olduğu 250.000 konutun yılsonu itibarı ile 310.000 seviyelerine ulaşması 2007 ve 2008 yıllarında inşaat sektörünün hareketli bir dönem yaşanmasına sebep olmuştur. TOKİ’nin 2008 yılı içinde frene basması ve mevcut TOKİ inşaatlarını yapan müteahhitlerin önceden olduğu gibi irsalâttan hak ediş alamadıkları için ve başta demir olmak üzere inşaatta kullandıkları ana kalemlerin ortalama %80’e varan oranlarda artış göstermesi inşaat sektörünü ve beraberindeki alt sektörleri büyük sıkıntıya düşürdü. Bu artıştan etkilenmeden alım yapmak isteyen müteahhitlerin planlarını alt üst etti. Hele ki daha sonrasında istikrarsız bir şekilde demir fiyatlarının tekrar gerilemesi yapılan ikinci planları da bozdu ve sektörde bir kaosa sebep oldu. İnşaat sektöründeki canlılık 2007 yılında sona erdi ve 2008 yılında satışların yapılmadığı piyasanın neredeyse durma noktasına geldiği bir yıl oldu. Hazır tüketildi veya borçlanıldı. Bu durum inşaat sektörüne bağlı alt sektörleri birebir etkiledi. Bizim asansör sektörü de bundan nasibini aldı. Birçok firma finans zorluğu içinde kaldı. Bazı firmalar kapattı bazıları ise birleşerek veya borçlanarak ayakta kalma mücadelesi verdi. Yine 2008 yılında başlayan ve tüm dünyayı etkisi altına alan küresel krizin etkileri de eklenince firmaların hareket kabiliyetleri iyice daraldı ve borçlarını ödemek için verdikleri çeklere ‘isteğim dışında çıkmıştır’ anlamı taşıyan çek kanununun 711. maddesi uygulanmaya başlandı. Bu durum ise piyasalardaki güveni oldukça sarstı. Çek’inin yazılması istemeyen firmalar mecburen bu yola başvurdular. Bankaların kredi musluklarını kapamaları da piyasaların iyice daralmasına sebep oldu. Bu durum 2008 yılı sonuna kadar devam etti. 2009 yılında 711’in kaldırılması ve bankaların kredi satma zorunluluğu hasıl olması ile birlikte piyasalara tekrar bir güven hasıl oldu. Tabiî ki yeni yılın ilk ayları vergiler ve bir önceki yılın etkileri derken piyasaların hareketlenmesi bu yılın ikinci yarısına kaldı denildi. Fakat reel anlamda henüz taşlar yerine oturmadı ancak olumlu iyileşmeler gözlemlendi. Bu ayın sektörde hareketli geçmesi bekleniyor. Hükümetin bazı sektörlerde olduğu gibi bizim sektöre ait bazı teşvik uygulaması yapması gerekiyor. KDV oranının düşürülüp devlet teşviklerini artırarak sektörün hareketliliği sağlanabilir.
.Ülkemizde son yıllardaki hızlı kentleşme ve buna bağlı olarak gelişen dikey yapılaşma asansör ve yürüyen merdiven sektörünü de doğrudan etkilemektedir. Bu gelişmelere bağlı olarak güvenlik başta olmak üzere kalite konfor ve ekonomiklik gibi faktörler ön plana çıkmaktadır. Asansör ve yürüyen merdiven sektörü hızla gelişen teknolojiye ayak uydurabilmek için bilimsel ve teknolojik gelişmeleri yakından izlemek ve uygulamak zorundadır. Sektörde üretim yapan ve hizmet veren taahhüt firmalarımızın kalitesinin arttırılması için eğitilmiş nitelikli personele ihtiyaç duyulmakta ve verimliliğin arttırılması ve teknolojilerin uygulanması bakımından bu tür girişimler büyük önem taşımaktadır. 
Bu tespitlerden hareketle sektörü oluşturan firmalar ilgili bakanlıklar sektörel dernekler akademisyenler meslek odaları onaylanmış kuruluşlar belediyeler müteahhit firmalar ve bu alanda görev yapan tüm teknik elemanlar  birlikte uyum içinde hareket edebilmesi ile sektörün sorunlarının üstesinden gelinir.
Sektörün ihtiyacı olan nitelikli eleman ihtiyacının giderilmesi için 2008 yılının ikinci yarısında uygulamaya girmesi beklenen projenin start alması ile hem Türkiye genelinde kazanacağımız nitelikli elemanlar sektöre bir ivme kazandıracak hem de Avrupa birliğine üye olmaya aday ülkeler arasında yerimizi bulmaya yardımcı olacaktır. Derneklerin İstanbul Ticaret Odası Mili Eğitim Bakanlığı ve İşkur ile ortaklaşa yaptıkları çalışmalar sayesinde Avrupa Birliğinde de geçerliliği olan bir belge verilerek nitelikli eleman ihtiyacının giderilmesi beklenmektedir. Ayrıca Endüstri meslek Liselerindeki açılan ve açılmaya devam eden Elektro Mekanik Taşıyıcılar adı altındaki Asansör bölümünün ve yine aynı bölümün Ankara’da bir Meslek Yüksek Okulu açılmasına karar verilmiş ve alt yapı hazırlıkları tamamlanmıştır. Sektör tarafından bu bölüm öğrencilerine bu bölümü sevmeleri sağlanmalı ve bu bölümden mezun olan öğrencilerin piyasada istihdam edilmelerine yardımcı olunmalıdır.
 
2007 yılı içerisinde onaylanmasını umduğumuz Bakım ve İşletme Yönetmeliği nihayetinde 18 Kasım 2008 tarih itibarı ile yayınlandı ve 6 ay sonra 18 Mayıs 2009 da yürürlüğe girdi. Bu süreci tamamlamamıza rağmen firmaların bu yönetmeliği iyi idrak edip uyum çalışmalarını bir an önce yapmaları gerekmektedir.  Bina sorumluları veya yöneticiler bu yönetmeliğin ilgili maddelerinde açık bir şekilde belirtildiği gibi asansörlerin yıllık fenni muayenelerini yaptırmaktan ve bakım hizmetini ise yetkili bir asansör firmasına veya onun yetkili servislerine yaptırmak zorundadırlar. Aksi takdirde tüm sorumluluk kendilerinde olup Sanayi Bakanlığı tarafından ilgili kanun ve yönetmeliklere aykırılıktan kullanıcıların can ve mal güvenliğini sağlayamadıkları için ilgili maddeler gereğince ceza alacaklardır. Bu konunun asansör firmaları yetkilileri tarafından bina sorumlularının sorumlulukları yazılı olarak bildirilecek ve gerekli kontroller yapılıp güvenli bir işletim sağlanacaktır. Haksız rekabeti önlemek için Piyasa Gözetimi ve Denetimini sıklaştırmak ve usulsüzlük cezalarının kesilmesi ile kaliteli ve güvenli asansörler yapılabilir. Kaliteli ve güvenli asansörler yapılarak son kullanıcı hak etmiş olduğu güvenli asansörlere binmenin huzurunu yaşatacaktır. Kazalar minimize edilecek ve bu mesleği icra eden sektör çalışanları hak etmiş oldukları kazancı sağlayarak motive olacaklar. Bu durum sektörün dış piyasalara göre rekabet gücünü artırarak ihracatın artıp ithalatının azalmasına sebep olacaktır.
Standardizasyon çalışmaları ile ilgili TSE tarafından kurulan Başkanlığını şahsımın yaptığı Sektörlerle ilgili Ayna Komite üyelerinin artırılarak ilgili standartların sektörde uygulamasında sorun yaşanmayan standartlar haline getirilmeleri gerekmektedir. Bu konuda Platform üyelerinin hassasiyetleri gerekmektedir. Sektör bizim sektörümüz olduğundan bu durum kaçınılmazdır
Ülkemizdeki mevcut asansörlerin en az yarısının modernizasyona ihtiyacı vardır. Belirli bir yaşı aşmış her asansörün modernizasyonu şarttır. Ya da bir başka deyişle gelişen teknoloji modernizeyi şart kılar. Özellikle Avrupa’da yeni inşaatlar yapılmadığından dolayı oradaki sektör hemen hemen modernizasyonla ayakta durmaktadır. Belki ülkemizdeki durum henüz bu safhada değil ancak asansörlerin yaşı ilerledikçe modernizasyonun kaçınılmaz bir durum olacağı ya da olduğu da bir gerçektir. Mevcut standartların mecburiyeti son kullanıcılara ve bina yöneticilerine doğru anlatılabilmesi sorumlulukların artması eski asansörlerin modernizasyonunu bir ihtiyaç haline dönüştürmektedir. Modernizasyon iki şekilde yapılabilir. Eğer asansör her parçasıyla güvenli kullanımdan uzak bir duruş sergiliyorsa komple yenilenebilir. İkincisi de yapılan tespitler doğrultusunda önceliği emniyeti sağlayacak komponentlerin değiştirilmesi suretiyle yapılabilecek kısmi modernizasyondur. Günümüzde pek çok asansörde kabin içi kapısı bulunmamakta. Kabin içi kapısı olmayan asansör çalışmaz mı? Elbette çalışır. Ancak günümüzün temel emniyet gereklerine göre her asansörde mutlaka kabin içi kapısı bulunmak zorundadır. Özetle modernizasyon olması gereken bir durum olup son kullanıcıların ve bina yöneticilerinin konuyla ilgili ciddi bilgilendirilmesi zorunlu hale gelmiştir. Nasıl ki insanlar arabalarının kontrolünü yaptırıp zamanı geldiğinde motor dahil çeşitli aksamlarını değiştirerek modifiye etmek zorunda kalıyorlarsa aynı durum asansörler için de geçerlidir.” Bir montaj firmasının servis ve bakım ayağı yoksa o firmanın ayakta kalabilmesinin de zor olduğu görüşündeyim.
Maalesef toplumumuzda var olan lüks tutkusu zorunlu ihtiyaçların önüne geçiyor. İnsanımızın güvenlik için ayırdıkları bir kaynak veya yatırım yok. Göz zevkini okşayan noktalar üzerinde duruluyor. Bir binada daire alırken mutfağının bataryası banyodaki fayansının rengi salonunun parkesinin ne olacağı ve duvarının boyası gibi göze hitap eden unsurların dışında asıl olan görünmeyen yerlerdeki güvenlik unsurları olduğu hep göz ardı edilir. Örneğin kapalı garajındaki karbon monoksit gaz tahliyesi yangın söndürme sisteminin kurulu ve işler olması çatısının sağlam ve ısı sarfiyatı için gerekli yalıtım çalışmasının yapılmış olması gibi unsurlarla beraber asansörlerinin de yetkili bir firma tarafından yapılmış olması gerekir. Bu firmanın yapacağı trafik hesabına göre kullanıcı sayısı binanın kullanım amacı binanın yüksekliği gibi unsurlar göz önüne alınıp doğru tasarlanmış ve projelendirilerek uygulanmış ve ihtiyaca cevap verebilecek yapıda olması gerekmektedir. Her işin başı sağlık diye tabir ettiğimiz olgular güvenlikten geçer. Zaten ‘kalite detaylarda saklı’ değil midir? Türk toplumunun sahip olduğu kıvrak zeka ile tüm detaylar düşünülüp Avrupa nın istediği kriterlerden daha fazla detayları düşünüp insanların rahat güvenli ve huzur içinde yaşamaları sağlanabilir
 
Asansör sanayinin geçmişine bir göz atıp istatistik yapacak olursak pazar payının son beş yıl içinde ivme kazandığını gözlemleriz. Asansör aksamı üretimi 1980 ile 2000 arasındaki süreçte gelişti. Bugün öyle bir noktaya gelindi ki aksam üretiminin yarısı neredeyse ihraç ediliyor. Sektörün gelişimiyle birlikte üretici firmalar da arttı. 2000 arsı sektörün yıllık büyüme hacmi %40 2003 yılları arasında ise %50 seviyelerine ulaşmıştır 2006 yılında ülkemizde piyasaya 17 bin civarı asansör arz edildi. Bu sayının içinde ithalat yok denecek kadar az olmasına karşın rakamsal boyutu küçümsenemeyecek düzeydedir.. Ancak çok nitelikli yüksek katlarda gökdelenlerde kullanılan hızlı asansörler ithal ediliyor. Yedek parça veya aksam olarak baktığımızda ise aşağı yukarı yüzde 60 civarı ülkemizde üretiliyor. Çünkü dünyada da asansör pazarı yılda 260 bin adedi buluyor. Toplam ciro bazlı bakıldığında ise sektör yılda yaklaşık 700 milyon Euro’ya ulaşıyor. Aksamların ihracatını ele aldığımızda ise bu 80 milyon Euro’luk ihracata denk geliyor. İthalatımız ise 110 milyon Euro seviyelerinde. Türkiye sayılı üreticilerden biri olmakla beraber dünyadaki Pazar payımız açısından henüz %10’un altında görülüyor Türkiye’de yaklaşık 150.000 civarında asansör hizmet vermektedir. 2006 2007 2008 2009 yılında yapılan Asansör Freni imal eden Ray imal eden veya Kabin imal eden firmaların yurt içi satışları üzerinden yapılan bir değerlendirmede toplam asansör kurulum sayısı 2006 yılı için 17.000 adet 2007 yılı için17500 adet olarak tahmini sonuç alınmıştır. Bu sayının 2008 yılında küresel finansal kriz nedeniyle inşaat sektöründeki daralmanın %25 civarında olduğu var sayılarak 2008 de kurulan toplam asansör sayısı 13300 olarak tahmin edilebilir. 2009 yılının ilk yarısında ise 9.000 adet civarındadır. Bu yılın ikinci yarısında rakamların artacağını piyasalardaki iyileşmelerle tahmin edilmektedir. Bu asansörlerin yaklaşık %13 ‘ünün Hidrolik Asansör olarak gerçekleştiğini gözlemlemekteyiz.
Ülkemizde asansör sektöründe faaliyet gösteren firmaların sayısı (taahhüt imalat montaj) yaklaşık 2.500’dür. Sanayi Bakanlığımızın elinde bulunan verilere göre 422 adet asansör firması var. Onaylanmış kuruluşların elindeki verilerden bakıldığında ise montaj ve taahhüt firması sayısı 800 civarında bunun %8 ini emniyet aksamı üreticileri alıyor. Ayrıca asansörün diğer aksamlarını üreten firma sayısı ise 250 civarında. Sektörde istihdam edilen kişi sayısı ise 13.000 civarındadır. Bu rakam aile bireyleri ile birlikte düşünüldüğünde 55.000 kişilik bir büyüklüğe ulaşıyor. Yabancı menşeli firmaların sayısı toplam firma sayımızın %1 gibi az olmasına rağmen toplamdaki iş hacimleri bakımından sektörde önemli bir yerdedirler. Buradan anlaşılacağı üzere firmalarımızın kurumsallaşmaları ve sonrasında güç birliği yapmak için şirket evlilikleri yaparak büyümeleri gerekmektedir.
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın bizlere vermiş olduğu denetim sonrası verilerine göre 2005 yıllarında farklı bölgelerde yapılan denetimlerde 780 adet ürün denetlendiği ve 185 adetinin uygunsuz olduğu 25 adet asansörün 95/16/AT Asansör Yönetmeliğine uygun olmadığı için 295.676 TL İdari para cezası kesildiği bildirilmiştir. Piyasa gözetimi ve denetimlerinin sayısı artmadığı sürece ve tüketicinin kaliteyi satın alma yönünde secici olmadığı sürece yapılan yanlış imalatların önüne geçmek mümkün değildir.
 
 
Saygılarımla
İstanbul03.08.09
Abdurrahman AKSÖZ
Tasiad Yönetim Kurulu Başkanı |